Türkiye'de Yoga Hocası olmak!

Daha kaç kere daha bu durumu yaşayacağım bilemiyorum ama; dünyanın öbür ucuna geldim, işimi gücümü huzurlu ortamda yapmak arzusuyla, yok arkadaş yine kayıtsız kalamıyorum yine işimi gücümü baltalıyor Türkiye! Milyonlarca insana bu duyguyu yaşatma hakkını veren 40 milyon fikirsizin verdiği oyla; organ kopyalandığı bir çağda, bize yaşattıkları şu hale bakar mısın! Dünyayı yedirdiniz bitirdiniz, küresel ısınma!! diyoruz, doğal felaketler!! diyoruz, ekolojik yöntemler!!!, geri dönüşümler!! diyoruz adamlar halaaaa uçkur peşinde! Saatlerini, insan üzerinde türlü türlü değişimlere yol açacak saçmalıklara harcıyorlar!!

Delireceğim..!

Haftada bir, en az bir bombastiği var Türkiye’nin! Tam işime gücüme odaklanayım, oh mis gibi huzurlu hissettiğim bir alanda, keyifle yaşamayı deneyimliyorum diyorum yok! olamıyor.. Olamıyor çünkü hala kayıtsız kalamıyorum! 

Asıl fikir şuydu; Türkiye’de yaşayan, Türk vatandaşı olan bir yoga hocasının yaşadığı zorluğu tek tek yazmaya kalksam ferman olur ucunu bulamayabiliriz. 

Biz, kadim bilgileri öğrenmeye önce şuradan başlıyoruz:

Patanjali’nin Yoga Biliminde 8 Basamak vardır ve bunlardan herhangi biri gerçekleşmeden yoganın olması imkansızdır der… Bunları çok uzatmadan tek tek açıklayacağım ki neden Türk kimliğe sahip bir yoga hocası olmak zor, anlaşılabilisin…

8 Basamak şöyle; 1-Yama(Kendine hakim olmak), 2-Niyama(Pozitif güçlerin kuvvetlendirilmesi), 3-Asana(Hoş ve sabit duruş), 4-Pranayama(Nefesin dizginlenmesi), 5-Pratyahara(Duyularınkontrolü), 6-Dharana(Zihin kontrolü), 7-Dhyana(Meditasyon), 8-Samadhi(Bir olma hali). Bu basamaklar hem içsel hem dışsal disiplinlerden oluşur. Yama ve Niyama’nın içinde beşer tane daha alt disiplinleri vardır.

Bugün iç sesim şu iki basamağı söyleyip durdu: Birincisi, Brahmaçarya-Nefsine hakim olma! ikincisi de Ahimsa-Şiddetsizlik! 

Bir yanım diyor ki nefsine hakim olamayan, evrimini tamamlayamamış insanoğlu, dünya döngüsünün içine daha yeni gelmiş taptaze zihinlere, bedenlere tecavüz ediyor ve bu destekleniyor!!! -Brahmaçarya-

Diğer yanım da diyor ki Ölsün onlar! Yaşamasınlar!! Vicdan nereye doğru gitti? o kadar mı karanlık da, görünmüyor ucu!? -Ahimsa-

''Bir'’ olabilmen, hissedebilme için uygulamalısın bunları diyor, nefsine hakim ol, şiddetsiz ol diyor…olmuyor insanoğlu olamıyor!! 

Tam da konunun burasında iç sesim bana hatırlat diyor; bunlar mağaralarda gökten inmedi, deneyimler ve tavsiyeler olarak, öğreti, kadim bilgi olarak aktarıldı… M.Ö 400 yıllarında.. Kuran İsa'dan sonra 610’lu yıllarda ‘'inmiştir'’. Bu bilgi bir dip not, senin de okurken iç sesin belki bunlar Kuran’da yazıyor Yogayla ne alakası var, derse diye.

Onca açıklamayı anlaşılabilmek adına veriyorum.. 2,5 senedir yoga dersi veriyorum...

Birinin ruhuna dokunmak, öyle hassas bir nokta ki; gözünden sakınırsın, karşında hiç tanımadığın ama sana ruhunu açan öğrencini…Özellikle yin haliyle karşındaysa öğrencin, yani bir pozun içinde uzuun uzuun kalıyorsa ve sen de onu duygularını izlemeye yönlendiriyorsan ve o anı yönetiyorsan, senin de ruhun sakin, dingin olmalı… 

Yaşadığım dünyada, 'bir' olmaya gönülden inanmak için çok çaba sarfediyorum…Bunu çabasız yapmak istiyorum ama koşullar beni çabalara sürüklüyor… Duygularımı kontrol etmeye çalışmak bu kadar zor olmamalı diyorum… 

Biliyorum ki çoğu yoga hocası arkadaşım bu empatiyi kuracaktır… Bir Türk olarak, gün boyu iç sesinde yaşadığın, ait olduğun ülkeyle kavga eder buluyorken kendini; kendi pratiğinde dengelenmeye çalışıp, tüm o çoşkulu duyguları savuşturmaya çalışıp sonra, ''bir’’ olmaya aracı oluyorsun bedeninle, ruhunla, sesinle, gözlerinle… Seni ele verecek tüm etkenlerinle yönetiyorsun dersini…

Dersinden hemen önce ülkede çok acaip şeyler olabilir, betin benzin atabilir, kalp atışların hızlanabilir, çaresiz, huzursuz hissedebilirsin.. Bunlar çok muhtemel şeyler Türkiye’de çünkü.. Hepimiz yaşıyoruz.. Sonra derse girip sınıftaki herkesin de aynı şekilde betinin benzinin atık olduğunu görebilirsin.. ve içinden dersin ‘eveett bugün ki ders karşılıklı şifalandırma olacak çünkü benim de burada bu duygularla olmam çok zor aslında ama buradayım, hepimizin burada olmaya ihtiyacı var’ ve derse başlamış olursun… Pozun içinde sorarsın öğrencine, 'şuan her ne oluyorsa bedeninde, ruhunda olanı olduğu gibi kabul edebiliyor musun?’

İç sesim:-Sen edebiliyor musun bengücüm?!

Önce benim kendime cevaplamam lazım soruyu ki yönlendirmeye devam edebileyim… Pozun içinde 3 dakika kalıyorsun, o 3 dakika içinde istediğim şey, pozdan çıktıktan sonra zihnindekileri hallederek çıkabilsin öğrencim.. Öyle bir gün ki 3 dakikanın yarısı benim kendi iç sesimle edebiliyor muyum diyalogları.. sonra ağzımdan çıkabilen 'belki de değiştiremediklerini zihninde yük olarak taşımamalısın’ oluyor..

İyi ki ve iyi ki Yoganın ahengine bırakmışım kendimi.. Bana açtığı kapıları, ruhumda, zihnimde açtığı kapıları iyi ki deneyimliyorum deneyimledikçe hafifliyorum, umudumu tazeliyorum… 

Ama hala bir Türk olarak yoga hocası olmak benim için çok çabalı… Önümüzdeki hafta ilk kez Türk olmayan insanlara ders vericem, ülke travması olmayan insanlarla ders yaparken acaba neler deneyimleyeceğim… 

Heyecanlıyım.. üniversitede çalıştığımın iki katı ders çalışıyorum kafamı kaldırmadan… Zoraki olmayan bilgiyi her yerime tıkıştırmak istiyorum bakkaldan avuç avuç şeker alır gibi… Tadını çıkara çıkara, sindire sindire kendimi günlerdir yogaya adadım, yine ve yeniden ve hep..

Bu yazıyı yazarken bir kez daha hatırlatıyorum kendime belki de değiştiremediğim şeylerin zihnimde yük olmasına izin vermemeliyim. Bunları yük olarak taşımayı reddettiğim için başka bir ülkede olduğumu hatırlamalıyım.

8 görüntüleme

Kendini öğrenmek, dünyayı

öğrenmektir...!                          Thich Nhat Hanh

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Spotify - Black Circle
  • Black SoundCloud Icon
  • Black YouTube Icon

© 2014 Her hakkı BENGÜ ŞOLCUM tarafından saklıdır.

İzmir-Alsancak/Karşıyaka/Bostanlı |