İd ile Süperego Mağduru Minnok Ego


Hindistan'dan net bir cümle ile döndüm; "Her insan yaşamının bir bölümünde mutlaka Hindistan'da Aşram hayatını yaşamalı bence!"

Bu cümlenin alt metni şu aslında:

Eğer şımarıklıkların varsa kesinlikle törpüleniyor..Kültür farkı olan insanları yerme hallerin varsa; bir olmanın ne demek olduğuna şahit olup yargılarınla yüzleşiyorsun. Yemek seçiyorsan eğer yemek seçme lüksünün olmadığını idrak ediyorsun. Sabırsız, herşey  benim istediğim zamanda gerçekleşmeli diyorsan saatlerce sabırla sıra beklemeyi biraz sinir krizi biraz sükunet ile öğreniyorsun. Çok havalıyım, çok şahaneyim diyorsan eğer deli sıcak ve nem sayesinde ağzın yüzün birbirine girmiş sinek ısırıklıklarıyla aynaya baktığında, mevzu dış görünüş değil arkadaş! seviyesine gelebiliyorsun..Daha çok şey ekleyebilirim ama genel olarak koca bir tokat yiyorsun işte; yaşamsal deneyimi efsane!!

Bu farkındalık, illaki Hindistan'a gitmekle olacak iş değil elbette. Hayatın karşına çıkardığı bir çok durumla birlikte bir çok şeye karşı bakış açın değişebilir, anlayabilir, asıl olayı zaten çözebilirsin. Maddesel deneyimler sadece etken!!

 Ve bir de tüm bu deneyimlere rağmen "ego sıkışması" durumu var hayatta ki hepimizin çokca karşılaştığı bir şeydir bu; halk dilinde egosantrik insan; yürüyen ego...

Çokca deneyimi, yaşam dersini, algı açılmasını, egosu saçmalamış insanla deneyimlemen de mümkün...Kimi zaman sınırların zorlanır zangır zangır titrersin, anlamlandıramadığın tüm gelgitleri tek bir insan ruhunda gözlemleyebilme deneyimi katarsın kendine. Kimi zaman da; egosal insan, karşındaki tüm o saçmalayışları sayesinde ah! hayat aslında çok basit şeylerle bizi mutlu edebilen bir şey abartma yahu aydınlanmasını sağlatır.

Yani diyorum ki...

Yaşamsal deneyim için illa ki Hindistan'a gitmene gerek yok; sınırlı bir süre yamacında bir yerlerde egosu saçmalamış bir insan barındır yeter!!

***Ego ego deyip duruyoruz ya aslında Freud'un, insan bilincini üç ayrı ruhsal kategoriye ayırdığını unutuyoruz.. 

Davranış Bilimleri ders notlarımın arasından uzun bir alıntı paylaşmayı gerek duyuyorum!! 

İstersen olayı bir de bilimsel yönden inceleyip daha da sindirebilirsin :)

Freud’un kişilik kuramı, kişiliğin yapısının id, ego ve süperego olmak üzere üç bileşenden oluştuğunu belirtir. Kişiliğin yapısını oluşturan bu bileşenler, bireylerin gelişiminde farklı dönemlerde oluşmakta olup, karşılıklı etkileşim halinde çalışmaktadırlar. Kişilik yapısı ve bileşenleri, beynin belirli bölgelerinde bulunan gerçek fiziksel yapılar olmayıp, bireyin davranışını harekete geçiren kişiliğindeki çeşitli süreçlerin ve güçlerin etkileşimlerini betimlemek için kullanılan soyut kavramlardır. Kişiliğin yapısını oluşturan bileşenler şu şekilde açıklanabilir.

İd: İd, kalıtımla gelen, doğuştan varolan ve ruhsal enerjinin kaynağını oluşturan kişiliğin ilkel bileşenidir. İd, biyolojik özellikle dürtüsel davranış kalıplarını içerir. Yeme, içme, cinsellik, saldırganlık gibi. İd, içsel dürtülerine doyum bulma çabası içerisinde hareket eder. İd beklemeksizin, bir an önce, cinsel dürtülerinin ve arzularının isteklerini yerine getirmek üzere haz almaya yönelmiş tepkiler oluşturur. Böylece, id, haz alma ilkesi çerçevesinde hareket eder. İd’in doyum bulma çabası zaman mekân tanımaz ve uygun koşullar aramaz. Örneğin, yeni doğan bebek tümüyle id’in istekleriyle hareket eder. Dolayısıyla; id, gerçekçi değildir ve tamamen bilinçdışıdır.

Ego: Çocuklar; doğumdan itibaren, çevresindekilerin istekleri ve kısıtlamaları doğrultusunda yeni davranış kalıpları sergilemeye başlarlar. Örneğin, çocuklar, çevrelerinde çok sayıda engel bulunduğunu, bu engellerin aşıldığında ancak doyumun sağlanabileceğini ve bunun için yeni davranış biçimlerine gereksinim duyulabileceğini öğrenirler. Böylece, kişiliğin bir diğer bileşeni olan ego gelişir. Ego, haz alma ilkesi yerine, gerçeklik ilkesine göre hareket eder. Ego; gerçekçi, mantığa uygun, akılcı bir biçimde davranan, gerçek dünyayla temas ederek bilinci kontrol eden kişilik parçasıdır. Ego; id’in isteklerine doyum bulma çabasını kontrol etmeye ve denetim altında tutmaya çalışır. Örneğin; ego gelişmeden önce çocuk, id’in isteklerine, yeri ve zamanı dikkate almaksızın, doyum bulmaya çalışmaktaydı. Ancak, kişiliğin ego bileşeninin gelişmesiyle birlikte çocuk, id’in isteklerinin nasıl, ne zaman, nerede doyum bulabileceğine karar vererek, bu istekleri gerektiğinde bekletebilir, erteleyebilir, değiştirebilir ve bastırabilir. Böylece, id’in gerçeği dikkate almayan doyum bulma isteği, gerçeği dikkate alan ego’nun akıl yürütme, problem çözme ve karar verme gibi zihinsel etkinlikleriyle doyum bulur.

Ego, id’in isteklerine gerçekçi bir biçimde doyum bulmaya çalışmakla birlikte, aynı zamanda dış dünyadaki koşulları ve durumları algılar ve kişiliğin diğer bileşeni olan süperego’nun isteklerini de dikkate alır. Böylece, ego, id ve süperego’nun çatışan isteklerini uzlaştırmaya ve dengelemeye çalışır. Bu nedenle ego, kişiliğin düzenleyici, denge ve uyum sağlayıcı bir bileşenidir.

Süperego: Çocukluk yıllarında kişiliğin diğer bileşeni süperego oluşur. Çocuk, doğduğu zaman iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı ayırt edebilecek düzeyde değildir. Ancak çocuk, zaman içerisinde, ana babasının, çevresindeki diğer kişilerin benimsediği ahlaki kuralları ve değerler sistemini farketmeye başlar. Örneğin çocuk, ana babasının ne gibi davranışları onayladıklarını ya da onaylamadıklarını, hangi davranışlara şiddetli tepkiler gösterdiklerini, doğru ya da yanlış bulduklarını ayırt eder duruma gelir. Bu davranışları gösterdiğinde ana, babasının ödül ve ceza uygulamalarıyla karşılaşır, onların tavrını öğrenir ve içselleştirir. Böylece, kişiliğin ahlaki ve yargısal yanını oluşturan “süperego” gelişir. Süperego; ana, babası ve yakın çevresi tarafından çocuğa aktarılan toplumsal ve ahlaki kurallarla, geleneksel değerleri içerir. Dolayısıyla; süperego, toplumun ve ailenin kurallarını temsil ettiği için, kişiliğin ahlaki, yargısal ve vicdan yanını oluşturur. Süperego, egonun ahlaki kurallar ve değerler doğrultusunda hareket etmesine çalışarak mükemmel olmak ister. Bu nedenle, süperego ideal ve kusursuz olma ilkesine göre çalışır. Ayrıca, süperego, doyum bulması ve yerine getirilmesi ahlaki kurallar tarafından hoş karşılanmayacak olan id’in isteklerini (özellikle cinsel ve saldırgan dürtüleri) engellemeye ve bastırmaya çalışır.

Freud’un yapısal kuramına göre, sağlıklı bir kişilik gelişimi için ego’nun gerçeklik ilkesi çerçevesinde hareket ederek yönetim görevini üstlenmesi, id’in ve süperego’nun istekleri arasındaki uzlaşmayı sağlayarak bireyin gereksinimlerine akılcı biçimde doyum yolları bulması gerekir. Böylece, ego, id ile süperego arasında denge sağlayacak ve uyumlu bir kişilik ortaya çıkacaktır. Ancak, ego’nun dengeyi sağlayamadığı durumlarda kişinin id ya da süperego bileşenleri baskın olabilecek ve sağlıksız bir kişilik yapısı ortaya çıkabilecektir. Örneğin; kişiliğinin süperego’su diğer kişilik bileşenlerine göre daha baskın olan birey; çevresiyle ilişkilerinde sürekli ahlak kurallarını ve değerlerini dikkate alır, tamamen bu kurallara bağlı hareket eder, büyük ölçüde çekingen ve utangaç kişilik özellikleri gösterir, sürekli cinsel arzularını baskı altında tutarak engeller. Tersi durumda, kişiliğinin id’i baskın olan birey; ahlaki kuralları ve değerleri hiç dikkate almaz, bencilce hareket ederek, uygun olup olmadığına bakmaksızın, isteklerine hemen doyum bulmak ister, ısrarcı olur, başkalarını dikkate almadığı için, çevresiyle ilişkilerinde sürekli uyum sorunları yaşar. Kişiliğinin ego’su baskın olan bireyse sürekli mantıklı, akılcı ve gerçekçi davranışlar sergiler. Yapısal kişilik kuramına göre, sağlıklı ve uyumlu bir kişilik için egonun, id ile süperego’nun istekleri arasında bir uzlaşma ve denge sağlaması gerekir. Ancak, bazı durumlarda ego, gerekli uzlaşma ve dengeyi sağlayamaz ve bunun sonucunda kişilik yapıları arasında çatışma yaşanır.

0 görüntüleme

Kendini öğrenmek, dünyayı

öğrenmektir...!                          Thich Nhat Hanh

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Spotify - Black Circle
  • Black SoundCloud Icon
  • Black YouTube Icon

© 2014 Her hakkı BENGÜ ŞOLCUM tarafından saklıdır.

İzmir-Alsancak/Karşıyaka/Bostanlı |