'Acı' Dediğimi Kabullenirken

Güzelyalı mahallesi şahsına münhasırdır; tuhaf bir güven hissettirir serseri ruhunu salarsın sokaklarına, bazen kocaman bir aile dersin onlarca evin içinde nefesin dolanır sohbetinle, bazen de koca bir sırdır kimse tam olarak bilemez şayet burada büyümediyse…Karanlık da değildir güzelyalı, kalbi parlayan binlerce insanla doludur… 

Ergen yaşlarımızdaki bütün deliliklerimizi içinde sır gibi saklar…insanların diline dökülür mizahla, kabullenişle anılır; hasetle değil…

4 yaşımdan beri Güzelyalı’da oturan ben, eski herkesi bilirim, kimisi komşumdur kimisi arkadaşım, kimisi öğretmenimdir, kimisi esnaf. Şu hayatta kimseye küs değilim bazen azalarak bitmiştir ilişkimiz bazen de dönüşümün ardından gelen uyuşmazlıklarla… Ama tanıdığım herkesin ya kalbimde ya da zihnimde her zaman bir yeri vardır… ve 31 yaşımda bütün Güzelyalı'yı aynı yerde görme deneyimi yaşatıyor hayat bana...

İnsan büyürken yanındaki ruhlarla evriliyor, alanı genişliyor.. Çoğu zaman alışkanlıklar değişiyor ama bazı şeyler hep aynı kalıyor…Çocuk halinden başlayıp deli dolu ergenliğe geçişle sağlamlaşan dostluklar, kardeşlikler; yetişkin halimize can yoldaşı oluveriyor…Yüzlerce arkadaşım vardır, onlarca dost dediğim güzel ruh vardır yanımda bir de abime hissettiğim duygularımla eşdeğer sorgusuz güven duygusuyla sarıldığım kardeş dediğim ruhlar.. Lakin bir elin parmağını geçmez kardeş hissettiklerim…


Kardeş hissettiğim fiziki dünyadan göçünce kalbimin hızı sekteye uğruyormuş, onu öğrendim… İlk kez bu kadar en yakınımı uğurluyorum... Her anımız gözümde çakıyor; oturduğum koltukta uyuduğu anlardan, hunharca güldüğümüz hala eski çocuk hallerimize, hayallerimize kadar uzanıyor… Sonra gözümün önüne geliyor; bütün Güzelyalı toplanmış onu uğurluyoruz, muazzam kalabalık, herkes sessiz sindirme evresinde... Hayatın en basit noktasında, tam olarak oradayız..

Zihnimi günlerce susturamadığım zamanlardan geçiyor ruhum.. İşte bir deneyim daha diyor hayat bana… İzliyorum deneyimimi, düşüncelerimi, hislerimin bedenimde yankılanan sızılarını… İnsan acı diye tanımlıyor bunu, manevi acı… Bedenimden yükselen acı, hissizleştirip fırtınanın ortasındaki o sessiz dairenin içine atıyor beni. Dışarısı, etrafım düşünce karmaşası dolu ben ortada bir sessizlik bulmuşum kendime sadece izliyorum… waaoow! diyorum, yaşam işte bu kadar; bunları çok okudun şimdi bu deneyim ile sindirme zamanı. 

Ve sesleniyorum benliğimden, bu yaşamda adını efe bildiğim güzel ruha… Gözlerim kapalı düşünen zihnimin arasından hissediyorum onu… Onlarca hale bürünüyorum; kızgın bir kız çocuğu gibi yerimde duramıyorum ordan oraya yürüyorum yumruklarımı sıka sıka, hayaller kurmuştuk diyorum hep olacaktın yanımda! Sonra duruluyorum, yumruklarım çözülüyor ah! diyorum daha çok keyif paylaşacaktık! Nefesimi hatırlıyorum, içime çekiyorum yaşamı; peki diyorum öyle olsun, bütündesin, sonsuzluğun ahengiyle dans ediyorsun… ama gel arada hissettir rüzgarını bileyim hala tertemiz kalbinin kanatlarındayım…

Krişnamurti der ki:

"Ölümsüzlük kelimesi bir kitap, beraber şekle soktuğunuz bir şeyler değildir.

Ruh, ben, atman düşüncenin çocuğudur, ki o da zamandır.

Zaman yokken ölüm yoktur; sevgi vardır."

Zamansız geçirdiğimiz, geçireceğimiz anlara şükürler olsun.


23 görüntüleme

Kendini öğrenmek, dünyayı

öğrenmektir...!                          Thich Nhat Hanh

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Spotify - Black Circle
  • Black SoundCloud Icon
  • Black YouTube Icon

© 2014 Her hakkı BENGÜ ŞOLCUM tarafından saklıdır.

İzmir-Alsancak/Karşıyaka/Bostanlı |